Havza Haber Ajansı muhabirinin aktardığına göre Hac ve Ziyaret Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimîn Mehdi Rüstemnejad, Kum'da Şehit Ruhaniyân Besic Üssü'nün Erbain hizmet çadırında (Muvkib) düzenlenen gece programında "Allah savaşlarda nerededir?" sorusunu gündeme getirerek şöyle konuştu:
Kur'an-ı Kerim, Rûm Suresi'nin başında İran ile Bizans (Rûm) arasındaki savaşa değinir ve şöyle buyurur:
"Rum yenildi."
Ancak hemen ardından, on yıldan daha kısa bir süre içinde yeniden galip geleceklerini haber verir.
Kum Havzası öğretim üyesi şöyle devam etti:
"O dönemde Bizans Hristiyan bir devlet, İran ise Mecusî bir devletti. Bizans'ın yenilmesi Müslümanları üzmüştü. Çünkü onlar, ilahî bir dine daha yakın olan bir yönetimin galip gelmesinin, Mecusî İran'ın galibiyetinden daha tabiî olduğunu düşünüyorlardı. İşte bu ortamda Kur'an ayetleri nazil oldu ve Bizans'ın yeniden zafer kazanacağını haber vermekle birlikte çok temel bir ilkeyi de ortaya koydu."
Hac ve Ziyaret Araştırmaları Enstitüsü Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kur'an, bu olayın ardından şöyle buyurur:
'İşin tamamı, öncesi de sonrası da Allah'a aittir.'
Yani ister yenilgiden önce olsun ister sonra, ister zaferden önce olsun ister sonra, bütün işler Allah'ın elindedir."
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad şu noktaya dikkat çekti:
"İran ile Bizans arasındaki savaş, mutlak hak ile mutlak batıl arasındaki bir savaş değildi. Kur'an da burada taraflardan birinin mutlak haklı olduğuna dair hüküm vermemektedir. Asıl vurgulanan husus, bütün gelişmeler üzerinde Allah'ın hâkimiyetidir. Dolayısıyla böyle bir savaşta bile Allah 'Bütün işler Benim elimdedir.' buyuruyorsa, hak ile batıl arasındaki savaşta ilahî kudret ve ilahî yönetim çok daha açık şekilde tecelli edecektir."
Enfâl Suresi: Allah'ın Savaştaki Varlığını Anlatan En Önemli Sure
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad, hak ile batıl mücadelesinde Allah'ın nasıl müdahil olduğunu anlamak için Enfâl Suresi'ne başvurmak gerektiğini belirterek şöyle dedi:
"Enfâl Suresi, Bedir Savaşı'nın ve Müslümanların ilk büyük savaşının suresidir. Hatta bu sureye 'Bedir Suresi' de denilmiştir. Kur'an'ın savaşla ilgili birçok temel kuralı bu surede açıklanmıştır. Günümüzde yaşanan gelişmeleri anlamak için de bu sureye başvurmak gerekir.
Hak cephesi ile batıl cephesi arasındaki savaşın Kur'anî kurallarını anlamak istiyorsak, Enfâl Suresi pek çok sorumuza cevap vermektedir."
Bedir Savaşı'nın Başlamasını da Allah Takdir Etti
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad, Enfâl Suresi'ndeki ayetlere değinerek şöyle dedi:
"Allah bu surede, Müslümanları bizzat savaşa sevk ettiğini bildiriyor. Oysa onlar savaşa pek istekli değildi; Kureyş'in ticaret kervanını ele geçirmeyi tercih ediyorlardı. Kur'an açıkça ifade ediyor ki ilahî irade savaşın gerçekleşmesini istemişti. Çünkü hedef, sıradan bir askerî çatışmadan çok daha büyüktü."
Allah şöyle buyuruyor:
"Hakkı gerçekleştirmek ve batılı ortadan kaldırmak için."
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad sözlerine şöyle devam etti:
"İnsanların çoğu zaman hakikatleri tam olarak göremediği olur. Allah, meydana getirdiği olaylarla hakikatin ortaya çıkmasını sağlar. Bu, insanların iradesinin ellerinden alındığı anlamına gelmez. İnsan kendi iradesine sahiptir; ancak kâinatın genel yönetimi Allah'ın elindedir.
Yakın dönemde yaşanan olaylarda da birçok gerçek, birçok yalan ve iftira insanlar tarafından açığa çıktı. Kur'an da Bedir Savaşı'nın amaçlarından birinin hakkın ortaya çıkması ve batılın rezil olması olduğunu bildirmektedir."
Allah'ın Peygamber'in Rüyasına Müdahalesi
Hac ve Ziyaret Araştırmaları Enstitüsü Başkanı, Enfâl Suresi'nin 43. ayetine işaret ederek şöyle dedi:
"Allah buyuruyor ki, savaş öncesinde Resûlullah (s.a.a.) rüyasında düşmanı olduğundan daha az sayıda gördü. Oysa müşrik ordusu yaklaşık bin kişiydi, Müslümanlar ise yaklaşık 313 kişiydi."
Kur'an bunun sebebini de açıklamaktadır:
"Eğer düşman gerçek sayısıyla Peygamber'e gösterilseydi, Müslümanlar gevşeklik gösterecek, aralarında ihtilaf çıkacak ve savaşa katılmaktan çekineceklerdi."
Savaş Alanının Düzeni de İlâhî Tedbirle Gerçekleşti
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad, Enfâl Suresi'nin 42. ayetine değinerek şöyle konuştu:
"Kur'an, Müslümanların vadinin aşağı tarafında, müşriklerin ise yüksek bölgede konuşlandığını bildiriyor. Askerî açıdan bu durum müşriklerin lehineydi."
Allah açıkça bildiriyor ki:
"Eğer Müslümanlar bu düzeni kendileri planlamaya kalksaydı böyle bir uyumu sağlayamazlardı. Ancak Allah bu düzeni takdir etti ki ilahî hüküm gerçekleşsin ve müşrikler yıllarca Peygamber'e yaptıkları eziyetlerin karşılığını alsınlar."
Daha sonra Enfâl Suresi'nin 44. ayetine işaret ederek şöyle dedi:
"Allah sadece Peygamber'in rüyasına müdahale etmedi; iki ordunun birbirini algılayışına da müdahale etti.
Kur'an şöyle bildiriyor:
"Müslümanlar müşrikleri gerçek sayılarından daha az görüyorlardı; müşrikler de Müslümanları olduklarından daha az görüyorlardı."
Allah bunu, iki tarafın da savaşa girmesini sağlamak için gerçekleştirdi. Çünkü her iki taraf da gerçeği olduğu gibi görseydi, belki de savaş hiç başlamayacaktı.
Müşrikler Müslümanların az olduğunu görünce onları kolayca yeneceklerini düşündüler. Müslümanlar da düşmanı az görünce korkuya kapılmadan savaşa girdiler."
Savaş Başladıktan Sonra Dengeler Değişti
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad şöyle devam etti:
"İlginç olan nokta şudur ki bu durum sadece savaş başlamadan önce geçerliydi. Savaş başladıktan sonra Allah dengeyi değiştirdi."
Âl-i İmrân Suresi'nin 13. ayetine işaret ederek şöyle dedi:
"Kur'an, savaş başladıktan sonra müşriklerin Müslümanları olduklarının iki katı kadar gördüklerini bildiriyor. Bu bir hayal değil, gözle görülen gerçek bir görüntüydü. Bu da Allah'ın savaş meydanındaki müdahalesinin başka bir örneğidir."
Savaş Hesaplarında Allah'ı Unutmayalım
Kum Havzası öğretim üyesi şöyle dedi:
"Günümüzde bilgi, teknoloji, hassas füzeler, yönetim, komutanlık ve askerî planlama son derece değerlidir. Bunların hepsi yerindedir ve zaten bunları insana veren de Allah'tır. Ancak zaferlerde Allah'ın rolü asla unutulmamalıdır.
Kur'an, Bedir Savaşı hakkında Peygamber'e şöyle hitap eder:
"Attığın zaman aslında sen atmadın; atan Allah'tı."
Yani fiili gerçekleştiren Peygamber'di; fakat onun etkisini meydana getiren Allah'tı."

Meleklerin Yardımı: İlâhî Desteğin Başka Bir Tecellisi
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad şöyle dedi:
"Kur'an, Müslümanların Allah'a yalvarıp yardım istediklerinde Allah'ın dualarını kabul ettiğini ve onlara yardım için bin melek gönderdiğini bildiriyor."
Başka ayetlerde ise üç bin melekten söz edilmektedir.
Müfessirler bu sayı farkını çeşitli şekillerde açıklamışlardır.
Bazıları şöyle demektedir:
"İlk bin melek, Müslümanların Allah'a yalvarmalarına karşılık gönderildi; daha sonra sabır, takva ve diğer ilahî sebepler dolayısıyla iki bin melek daha onlara katıldı."
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad şöyle ekledi:
"Eğer bu yorum doğru kabul edilirse çok derin bir anlam ortaya çıkar. Çünkü Allah'a yönelmek ve O'na tevekkül etmek, ilahî yardımların bir kısmının inmesine vesile olmaktadır."
Bütün Yardımlar Allah'tandır
Kur'an'ın ayetlerine işaret eden Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad şöyle vurguladı:
"Kur'an açıkça bildiriyor ki gerçek yardım yalnızca Allah katındandır. İnsan her zaman bu hakikati hesaplarının içine katmalıdır.
Bedir, Uhud, Hendek ve Huneyn savaşları hakkında nazil olan ayetler birlikte incelendiğinde, Allah'ın yardımının pek çok farklı şekilde gerçekleştiği görülmektedir.
Bunlar arasında;
- Peygamber'in rüyasına müdahale edilmesi,
- insanların algılarının değiştirilmesi,
- zaman ve mekânın ilahî şekilde düzenlenmesi,
- savaş düzeninin belirlenmesi,
- gaybî yardımlar,
- ve diğer ilahî sünnetler bulunmaktadır.
Bütün bu ayetler gösteriyor ki Allah savaşın her aşamasında hazırdır ve savaş meydanındaki hiçbir gelişme O'nun iradesi ve tedbirinin dışında değildir."
Allah'ın Varlığı Müminlere Huzur ve Ümit Verir
Kum Havzası öğretim üyesi sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kur'an ayetleri müminlere umut ve güven vermektedir. Çünkü insan dünyanın asıl idaresinin Allah'ın elinde olduğuna inanırsa, olaylara bakışı tamamen değişir."
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad Hz. Musa'nın (a.s.), İsrailoğullarına söylediği şu sözü hatırlattı:
"Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir."
Ardından şöyle dedi:
"Şehit rehber de aynı hakikati vurguluyordu: 'Rabbimiz bizimle beraberdir.' Allah işleri nasıl yöneteceğini en iyi bilendir."
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad sözlerini şöyle tamamladı:
"Bugün de Allah'ın kudretinin tecellileri çeşitli gelişmelerde görülebilir. Kur'an açıkça bildiriyor ki Allah savaş meydanında hazırdır ve ilahî sünnetler hâlâ yürürlüktedir."
Son olarak şu değerlendirmede bulundu:
"İslam'ın ilk dönemindeki savaşlar hakkında nazil olan bütün ayetler birlikte incelendiğinde, Allah'ın müminlere birçok farklı ilahî yardım ve destek sunduğu görülmektedir. Bana göre, Allah'ın İslam'ın ilk dönemindeki savaşlarda müminlere verdiği bütün bu yardımların tamamı, son bir yıl içerisinde, on iki günlük savaştan bugüne kadar yaşanan hadiselerde direniş cephesi için bir arada, hatta daha geniş ve daha güçlü bir şekilde gerçekleşmiştir."
Hüccetü'l-İslam Rüstemnejad sözlerini şöyle bitirdi:
"Bugün direniş cephesi küfür cephesinin tamamıyla karşı karşıyadır. Nasıl ki İslam'ın ilk dönemindeki savaşlarda Allah savaşın tam merkezinde bulunuyor ve ilahî yardımı müminleri kuşatıyorduysa, bugün de Allah savaş meydanındadır ve ilahî yardımları kesintisiz şekilde devam etmektedir."
yorumunuz